Türk Yapımları
Yerli film ve diziler filmler
Çocuk hastanesinde tanışıp büyülü anlar yaşayan Bilge ve Can, 21 yıl sonra aniden telepatik olarak birbirlerini duymaya başlar. Çok geçmeden Can bu mücizenin arkasında büyük bir sır olduğunu keşfeder. Bunca yıl sonra onları bir araya getiren kaderin başka planları vardır.
İki Dünya Bir Dilek
Darbe döneminde bir Ege kasabasında, canından çok sevdiği küçük kızı ve babaannesiyle birlikte yaşayan Memo, mental yetersizliği olan ama küçük dünyasında mutlu yaşayan bir çobandır. 1983 yılında bir gün, sıkıyönetim komutanının kızının ölümü üzerine kalan ve sıradan hayatı birden altüst olan Memo, idam cezasına çarptırılır ve böylece ‘Yedinci Koğuş’a gelir. Burada hayatta kalması pek mümkün görünmemektedir. Fakat başta onu nefretle karşılayan tüm koğuş, onun iyilik dolu kalbini görür, yavaş yavaş Memo’nun cinayet işleyebilecek bir kişiliği olmadığına ikna olmaya başlar ve zamanla hayatına dokunduğu herkes Memo’nun hayatını kurtarmak için seferber olur. Herkes adalet peşindeyken Memo ve kızı Ova’nın tek isteği birbirlerine kavuşmaktır. Memo suçsuzdur ve şimdi yaşamına geri dönebilmesi için bir mucizeye ihtiyacı vardır.
7. Koğuştaki Mucize
Salim hem ölümden hem de ölülerden çok korkan, saf bir Anadolu köylüsüdür. Ekmeğini taştan çıkartır; köyden kasabaya kamyonetiyle mal taşıyarak üç beş kuruşla hayatını döndürür. Fakat kabus gördüğü bir gecenin sabahında köy muhtarı kendisinden Mersin'den Sivas'a bir cenaze taşımasını rica eder. Başta çok isteksiz olsa da muhtarın ısrarı kıramaz ve komedi dolu yolculuk başlar.
Sağ Salim
Yazman Şirketler Grubu’nun iki veliahtı Çeşme’de yaşayan Ege Yazıcı ve şirketin CEO’luğunu yapan Aslı Mansoy karşı karşıyadır. Şirketin nakit akışının devamı, Ege’nin Çeşme’de yerleştiği ve sörf okulu kurduğu koya dev bir otel yapılmasına bağlıdır. Her şeyiyle şehirli Aslı ve tüm benliğiyle Çeşmeli olan Ege tüm farklılıklarına rağmen ne kadar benzer olduklarını kısa bir süre sonra anlayacaklardır. Bu fütursuz ikili şirketlerine mi, sörf koyuna mı yoksa birbirlerine mi sahip çıkacaklardır?
Rüzgara Bırak
Masal gibi başlayan ve sonunda trajik bir olaya sürüklenen hikayesiyle 'İncir Reçeli', Aytaç Ağırlar'ın ilk yönetmenlik denemesi. Televizyon için skeç programları yazarak hayatını kazanan Metin’in en büyük isteği, yazdığı senaryolardan birinin filme çekilmesidir. Fakat senaryoları sürekli yapımcılar tarafından geri çevrilen Metin, yine böyle bir olayın akşamında gittiği barda Duygu ile tanışır. Metin zil zurna sarhoş olan bu kıza evini açar, fakat ertesi sabah uyandığında kısacık bir not bırakan Duygu çoktan evi terk etmiştir.
İncir Reçeli
Deniz kuvvetlerinde komando olan Cem, hayatının aşkı Alara ile bir gün birlikte gideceklerine söz verdiği Mavi Mağara’ya ziyaret etmek için yolla çıkar. Alara ile aşklarının, mücadelelerinin, tutkularının ve acılarının anılarına boğulan Cem'in Mavi Mağara yolculuğu aydınlatıcı olacaktır.
Mavi Mağara
Reis
Recep İvedik ve Nurullah Recep'in babaannesinden kalan köy evine gitmeye karar verirler. Recep, köye ve çevredeki ormanlara zarar verecek büyük bir projenin varlığından haberdar olur. Köylüler projeye karşı Recep'in liderliğinde mücadele etmeye karar verirler.
Recep İvedik 7
1930'lu yıllarda Zonguldak’a iş sebebiyle yeni taşınan Halit'in güzeller güzeli karısı Mükerrem, şehrin en varlıklı ailelerinden birinin oğluyla adı konulmayan bir ilişkiye başlar.
Kıskanmak
Özel Çamlıca Lisesi'ne yeni bir idareci atanır. Tarih hocası olan Kel Mahmut, haylaz öğrencilerle dolu Hababam Sınıfı'nı disiplin altına almak için çaba sarf etmektir. Ancak öğrencilerin de uslanmaya niyetleri yoktur. Kopya çekmeyi alışkanlık haline getiren, sigara içen ve sıkça okuldan kaçan öğrencilere, Mahmut Hoca'nın ilginç cezaları vardır. Yaşları bir hayli ilerlemiş ve bir türlü okulu bitirememiş olan Hababam Sınıfı öğrencilerinden Ferit'in bir de çocuğu vardır. Bir gün çocuğa bakacak kimse bulamayınca onu, okula getirmek zorunda kalır. Ancak bu durum, okul sahibinin hoşuna gitmeyecektir.
Hababam Sınıfı
Sevgilisiyle birlikte olduğu gece karısı ve küçük kızını trafik kazasında kaybeden Ahmet, “akıl-fikir işleri” yapan mühim bir şahsiyettir. Kimseyi umursamayan, hiçbir şeyin önünde eğilmeyen biri olarak bu trajik olaydan pek etkilenmeden yaşamına devam eder ama bir süre sonra, görünürde bir sebep olmaksızın kendinde ve yaşamında bazı değişimler olmaya başlar. Küçük terslikler, tuhaf aksilikler art arda gelmekte, çok sevdiği kadınlarla arası bozulmakta, hayat karşısında zorlanmakta ve kendisinden beklenmeyecek zafiyetler göstermektedir.
Bulantı
Başarısız bir ilaç mümessili olan Onur’un kurban bayramına üç gün kala üç zor hedefi vardır; Ayvalık’taki kız arkadaşının ailesiyle tanışmak, kovulduğu işini geri kazanmak ve ilk iki hedefi yol arkadaşı Şeref’e rağmen başarmak. Bir telefon uygulamasıyla tanışan ve tek ortak noktaları gidecekleri istikamet olan Onur ve Şeref’in eğlence ve macera dolu yolculuğu, izleyen herkese kurduğu hayal ile yaşadığı hayat arasındaki farkı sorgulatacak.
Yol Arkadaşım
Cingöz Recai alelade bir hırsız değildir. O asla yalan söylemez, ahlaklıdır. Sadece hak ettiğini düşündüğü zenginlerden çalar, hem de çok değerli şeyler çalar. Cingöz Recai (Kenan İmirzalıoğlu) yeni işler için geri döndüğünde Başkomiser Mehmet Rıza (Haluk Bilginer) alarma geçmiştir. Bu kez planlarında sadece Türkiye değil, başka ülkeler de vardır. Yakışıklı ve zeki hırsızı durdurmak hiç de kolay olmayacaktır.
Cingöz Recai
Oldukça saf ve naif bir karaktere sahip olan Rıza’nın başında geçenlerin eğlence yüklü hikayesi... Rıza Şenyurt Noel mevsiminin dünyadaki en sorunlu Noel babasıdır. Bir kere Noel Baba’nın tam olarak ne olduğunu bilmemektedir! Sırtında dünyanın yükünü taşıyan Noel Baba Rıza Şenyurt işi sonunda öğrenir: Hayat dediğimiz şey, çocukların inandığı yalanlardan daha gerçek değildir.
Neşeli Hayat
Ağabeyinin işlediği bir suç yüzünden yıllarca hapis yatan bir adam, kırgın hâlde ailesiyle yeniden buluştuğunda küçük yeğeniyle kurduğu bağ sayesinde umut ve şifa bulur.
Metruk Adam
Orhan travmatik bir kayıptan sonra her şeyini kaybetmiş ve vahşi bir yaşama yönelmiş eski bir yazardır. Her şeyi bırakarak Londra’ya yerleşir ve editör olarak çalışmaya başlar. Yıllar sonra İstanbul’a geri döner. Bu geri dönüşün nedeni zamanını Paris, Londra ve Berlin’de geçirmiş ünlü yönetmen Deniz Soysal ile tanışmaktır. Deniz hem tarihi aile köşkünden annesini taşımak hem de yeni filmi için hazırlık yapmak için İstanbul’dadır. Deniz doğup büyüdüğü şehirdeki çocukluk anıların anlattığı bir kitap yazmıştır. Orhan’ın İstanbul’daki işi, yayınlanmadan önce kitaba son dokunuşları yapmaktır. Uzun yazışmalardan sonra İstanbul’da buluşurlar. Ancak ertesi sabah Deniz ortadan kaybolur. Orhan’ın gelişi ve Deniz’in ortadan kayboluşu ilginç bir rastlantıya işarettir. Gizli bir soruşturma başlatılır. Herkes Deniz’in bir daha geri dönmeyeceğinden endişelidir.
İstanbul Kırmızısı
Osmanlı Hanedanının hüküm sürdüğü yıllarda sıradan bir mahalleye yeni taşınan Cihanyandı Kanlı Nigar Nigar, uzun zaman önce kötü yola düşmüş, artık ekmeğini bu işten çıkaran bir kadındır. Bu mahallede yeni bir genelev açan kadının bu mahalleyi seçmesinin altında özel nedenler yatmaktadır. Yıllar önce masum bir kadınken kendisini kirletip bu yola düşüren yakınlarından intikam almayı aklına koyan kadın kurduğu türlü plan ve tuzaklarla masumiyetinin peşine düşecektir. Sadık Şendil tarafından kaleme alınan Kanlı Nigar isimli oyundan beyazperdeye uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Memduh Ün; başrolünde ise güçlü performansıyla Fatma Girik var.
Kanlı Nigar
Selamsız, şehre çok uzak bir kasaba. Hatta günlük gazetelerin iki gün sonra geldiği bir kasaba. Bir gün belediye başkanı cumhurbaşkanının kasabadan geçeceğini öğrenir ve cumhurbaşkanını karşılamak üzere bir bando kurmaya karar verir. Bir bando şefini işe almak için gazeteye ilan verir. Tek başvuruyu alkolik olan Murat adında bir bando şefi yapar. Bu alkolik bando şefi, kasabanın esnafından bir bando kurmaya çalışır ve büyük macera böylece başlar.
Selamsız Bandosu
Film, çocukluktan birbirine aşık olan ama zaman içinde yolları bambaşka yerlere uzanan iki insanın bir kez daha karşılaşmasını konu alıyor. Torunlarının birbirleriyle evlenmesini isteyen iki büyükanne, onlar için sözde tesadüfi karşılaşma planlarlar. Durumdan haberleri olmayan iki genç karşılaştıklarında, çocukluk aşkları yeniden gün yüzüne çıkar, eski defterler açılır ve önlerine çıkan yeni hikâyeye karşı koymazlar.
Sen İnandır
Ankara'da saygın bir sanatçı çift olan Derya ve Aziz, 13 yaşındaki kızlarıyla birlikte mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak son tiyatro oyununun başarılı galasından sonra hayatları devletin keyfi gücüyle altüst olur. Bir gecede işlerini ve dolayısıyla geçim kaynaklarını kaybederler. Şimdi ideallerini ve inançlarını yaşamın gerçek gereklilikleriyle uzlaştırmak gibi zor bir görevle karşı karşıyalar. Ani işsizlik onların sadece mali güvenliğini değil aynı zamanda evliliğini de test eder. Kariyerlerini ilerletmek için birlikte yeni fırsatlar ararken idealleri ile günlük yaşamın pratik ihtiyaçları arasındaki çatışmalarla boğuşurlar. Dışarıdan gelen baskı ve sürekli belirsizlik, ilişkilerini giderek daha fazla zorlar.